Salı

SİZİN ORDAN GEÇEN YÜKLERE BAKIŞ



dağılgan ve karışık saçlıdır hayat
dönüp hatırlandığında
onu ellerinle bulup
kalbinle yitirmişsindir

hangi evlerde büyüse
olmuş olduğu olacakmıştır
bütün uzgörürlüğüyle
seni hiç bilmemek bilir

anlatır kıvrımlanışla örtülerinde gerçeği
iki insan arasının yarattığı uğultu
ne bakımdan tasarlansa birbirini arıyordur
biraz yara biraz umut biraz tuz

duyup yaklaşıldığında cismine bürünecektir
bir kıyının bir kıyıdan ayrılması
her sabah

PANDOMİM



ellemek acı küskünlük zarından kazınmış beyni
yağmurdan kuklalarını görmekte kullanan günde
sızılanmakla kurulmuş ince hayvana kılavuz olmak
dokunmak yalvaç aralar ağartan tekrar ellerle

-ustura ağzıdır gönül dinmezliğinden inci’nin
sokak üstlerinde dönen kızgın bir çembere doğru

o zaman murada ermiş bakışın çeliklediği havadan
sesleşir erimişlerin topuğuyla beslenen kunduz
ve gür seslerde yuvalanan fahişe bulur kendini: dünya!
yuvarlağından bir büyü taşıl ve yıllar içinde
yüzleri yüzlere gömüp iner mührüne derinliklerin

-sırların kızlığı işte o ilk mülkiyet sancısı

işte yorgun tamburlarla geçtiğimiz kapılar kan
boynu vurulmuş tek güneş kalabalık ölümüme


YASLI FIRTINA



susku
kanatlanmış uçurumlarla yaşamı dengeleyen
ve deniz dibi nabzını nabza ulayan akıntı

bırakalım bezgin atlar mezarlığı
yan yana mendiller gibi kurusun
taşları da geri çevrilmiş eller
iki cinayet arası tomurcuklanma olsun

fırtınayla yakacağız bu sefer
rüzgâra kurulu can pazarından
kefen olmak firarındaki sigaramızı
karşı dağlar eyledikçe kendini efkârımıza
iliğinden kıl çekile çekile büyüyen kadınlar
dal uçlarında kaynayan kırık serçeler donanıp
fırtınanın etek zili olacaksınız kadınlar

ve sen de kendi gününde
kan balıkları kirinden bir yankı doğurmak için kentin
eğilip bir yıldız çukurundan benini alan sevgili

tepelerin gürültüsü birbirine değdiğinde
çarpışan çizgilerde derinleşecek ıslıklar
uyarın tüyleri yoluk dünya ve iki yaylı kemanı
ağzı alev lekesinden çocuklar söyleyecek
ruhumuza üflenen boşluğun şarkısını
gözümüzün ardındaki uzayda ritmik gölgeler
depreşecek gölgesine saplanan kuşların telaşıyla
bizim aksimiz olacak yarada soyunan güneş

böğrümüzde evrenin belkemiğine aşılı
son insanın kafatası yakınlığı susku